|
1/1000 ölçekli 2. İnönü ve Atatürk Mahalleleri Revizyon imar planının öncelikle yürütmesinin durdurulması ve takiben iptaline istemi ile açtığımız davada ara karar alındı. 14.10.2009 tarihli ara karar ile Narlıdere ve İzmir Büyükşehir Belediyelerinden dava konusu alana ilişkin planların istenmesine ve yürütmeyi durdurma isteminin, davalı idarenin savunması alındıktan sonra değerlendirilmesine karar verildi...
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 09.02.2009 tarihinde onaylanarak 04.05.2009 tarihinde askıya çıkan plana karşı açtığımız davada gerekçelerimiz şöyleydi:
1 –Dava konusu plan, üst ölçekli plan olan ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 03.03.1994 tarihinde onaylanan Nazım İmar Planı değişikliği ile revize edilerek son halini alan Narlıdere 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile karşılaştırıldığında; ulaşım şeması, ana ulaşım arterleri, sosyal altyapı alanları, yeşil alanlar ve konut alanları açısından her iki planın birbiriyle uyum sağlamadığı görülmektedir. Başka bir ifade ile 09.02.2009 tarih ve 01.142 sayılı Meclis Kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının yürürlükteki nazım imar planı esaslarına göre hazırlanmadığı tespit edilmiştir.
Bölgenin, Jeolojik – Jeoteknik Etüd Raporu, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı (Afet İşleri Genel Müdürlüğü) tarafından 01.11.2005 tarihinde onaylanmış olup 1/5000 ölçekli nazım imar planının Jeolojik – Jeoteknik Etüd raporuna göre revizyonunun yapılması gerekirken davalı idarelerce doğrudan 1/1000 ölçekli plan değişikliği yapım yoluna gidilmiştir.
2 - Söz konusu alanın, 1/25000 ölçekli Kentsel Bölge Nazım İmar Planında “Sağlıklaştırma Yenileme Alanı” olarak planlandığı ve Jeolojik Önlemli Alan olduğu tespit edilmiştir. 1/25000 ölçekli Kentsel Bölge Nazım İmar Planının 5.1.2. Sağlıklaştırma Yenileme Alanları ile ilgili plan notunda “Bu plan kapsamında Sağlıklaştırılacak Yenilenecek Alan Kullanım Kararı getirilen alanlar; Jeolojik – Jeoteknik Etüdler, ulaşım, kentsel sosyal ve teknik donatıları mevcut yapılanma, yapı ve çevre kalitesine ilişkin veriler dikkate alınarak irdelenecek ve 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarında belirtilen Sağlıklaştırma-Yenileme program alanlarıdır” denilmektedir.
Dava konusu uygulama imar planı ise 1/5000 ölçekli plan dahi yapılmadan ve açıkça yukarıda bahsi geçen 5.1.2 nolu plan notuna açıkça aykırı yapılmıştır.
Planlar, plan kademelenmesine uygun olarak yapılmalıdır. Günümüzde plan tür ve ölçekleri ile yetki ve görev dağılımları ile ilgili olarak yaşanan karmaşa dikkate alındığında, plan kademelenmesi önemli ve sorunlu bir konu olarak ortaya çıkmaktadır. İmar Kanununun “Planlama Kademeleri” başlıklı 6. maddesinde “Planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından; Bölge Planları ve İmar Planları, imar planları ise Nazım İmar Planları ve Uygulama İmar Planları olarak hazırlanır. Uygulama imar planları, gerektiğinde etaplar halinde de yapılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu maddeler kapsamında ortaya çıkan, planların en üst ölçekten başlayarak birbirine uygun yapımının zorunluluğudur. Bu noktada da “uygunluk” koşulunun nasıl sağlanacağı önem kazanmaktadır. “Uygun” sözcüğünden kaynaklanan ve planlara farklı anlamlar kazandıran davranış biçimlerinin yaygınlaşması, bazı merkezi ve yerel birimlerin ve yargı kararlarının uygunluk koşulunu olması gerekenden farklı ortaya koyması, üst ve alt ölçek planların yapım sürelerinin uzunluğu, merkezi ve yerel talep ve baskıların boyutu plan kademelenmesinde pek çok sorunun da ortaya çıkma nedeni olarak görülebilmektedir.
Bir başka anlatımla planlamada kademelenme ya da planların kademeli birlikteliği ilkesi, üst ölçekte verilmiş olan kararların alt ölçeğe her tür ve ölçeğin (bölge planı, çevre düzeni planı, nazım imar planı ve uygulama imar planlarının) gerektirdiği içerik ve ayrıntıda semboloji ile desteklenen kararlar bütününü sağlamayı hedefler.
Dava konusu uygulama imar planı incelendiğinde yukarıda da ifade etmiş olduğumuz gibi nazım imar planının Jeolojik – Jeoteknik Etüd raporuna göre revizyonunun yapılması gerekirken bu yapılmamıştır. Daha sonra bunun yapılarak nazım imar planında değişikliğe gidilmesi ise açıkça plan kademelenmesine ters düşecektir.
3 - Söz konusu plan revizyonuyla getirilen yoğunluk ve toplam inşaat alanının artışına rağmen sosyal ve teknik altyapı donatı alanlarında yeterli bir artış öngörmeyen plan, öncelikli olarak İmar Kanunu ve ilgili mevzuata ve Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 28. maddesi ile şehircilik ilkelerine aykırıdır.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliği”nin 3. maddesindeki “Plan Değişikliği” tanımında (17.03.2001/24345 R.G.); “Plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, teknik ve sosyal donatı dengesini bozmayacak nitelikte, bilimsel, nesnel ve teknik gerekçelere dayanan, kamu yararının zorunlu kılması halinde yapılan plan düzenlemeleridir” denmektedir.
Plan değişikliği, alanının çevresi ile ilişkisi, işlevi, yapı yoğunluğu, ulaşım-dolaşım sistemine etkileri, kent bütününe etkisi, yerleşmelerin gelişme potansiyeli, sektörel hedefleri ve alt yapıların dağılımı gibi etkenler göz önüne alınmaksızın gerçekleştirilmiştir.
Söz konusu nazım imar planı incelendiğinde aynı zamanda Plan Yapılmasına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 28. maddesinin göz ardı edildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu madde uyarınca artan nüfus yoğunluklarıyla ilgili olarak imar planları belli şartlara bağlanmışken dava konusu alandaki yoğunluk tamamıyla göz ardı edilmiştir.
4 - Belediye Hizmet Alanı olarak ayrılmış alan hem konum olarak hem de eğim olarak yapılaşmaya müsait olamayan alanda belirlenmiştir. Mevcutta bulunan 2. İnönü ilköğretim okulu mülkiyet durumu önemsenmeden ve eğim olarak uygun bir bölgede bulunurken, eğimin çok yüksek olduğu ve yeniden yapım maliyetleri göz ardı edilerek yeni bir alanda önerilmiştir. Mevcutta bulunan cami yeri değiştirilerek yine eğimin çok olduğu yeni bir alanda belirlenmiş, mevcut cami alanına ise ticari fonksiyon getirilmiştir. Kısacası söz konusu plan revizyonuyla belirlenen sosyal ve teknik altyapı alanları, mevcut durum dikkate alınmadan eğimli ve yapılaşmaya uygun olmayan alanlarda belirlenmiştir.
5 - Bayındırlık ve İskân Bakanlığı (Afet İşleri Genel Müdürlüğü) tarafından 01.11.2005 tarihinde onaylanan Jeolojik – Jeoteknik Etüd Raporunu Sonuç bölümünün 11-1 maddesinin 11-1.a bendinde; “Yamaç molozlarının, alanda ki mevcut eğitimde deprem durumunda kayma riski taşıdığı ve bu nedenle doğrudan yapılaşmaya gidilmemelidir” denilmektedir. Ancak söz konusu plan incelendiğinde hiçbir şekilde yamaç molozunun dikkate alınmadığı görülmüştür.
6 - Bayındırlık ve İskân Bakanlığı (Afet İşleri Genel Müdürlüğü) tarafından 01.11.2005 tarihinde onaylanan Jeolojik – Jeoteknik Etüd Raporunun Sonuç bölümünün 20. maddesinde; “İnceleme alanının topoğrafik eğiminin % >30 olması binaların oturacağı alanlarda ve çevresinde ki şeverin durumu nedeniyle planlama aşamasında çok katlı yapılaşmaya gidilmemesi, şevlerin kademelendirilmesi önem arz etmektedir” denilmektedir. Raporda bu kadar açık ve net bir şekilde ifade edildiği halde dava konusu planda hmax:serbest yapılaşma koşulu getirilmekte ve insanların hayatı hiçe sayılmaktadır. Keza İzmir merkezi içinde benzer yerler için yapılmış Jeolojik – Jeoteknik Etüd Raporlarda önemli alanlarda 2 kat sınırlaması getirilmiştir(Uzundere, Limontepe vb.)
7 - Bayındırlık ve İskân Bakanlığı (Afet İşleri Genel Müdürlüğü) tarafından 01.11.2005 tarihinde onaylan Jeolojik-Jeoteknik Etüd Raporunun yerleşime uygunluk haritası incelendiğinde planlama alanı içerisinde yerleşime uygun olmayan alanlar (U.O.A) olduğu ancak bu alanların bu lejand ile plan üzerine işlenmediği, yer yer uygun olmayan alanlar üzerinden yol geçirildiği ve jeolojik sakıncalı alan lejantı altında pasif yeşil alan olarak planlandığı tespit edilmiştir. Oysa, Bayındırlık ve İskan Bakanlığının 06.10.2008 tarihli Plana Esas Jeolojik, Jeolojik-Jeoteknik ve Mikrobölgeleme Etüt Genelgesinin Ek-2 bölümü Planlamaya Esas Jeolojik, Jeolojik-Jeoteknik ve Mikrobölgeleme Etüdlerine İlişkin Esaslar başlığı altında Uygun Olmayan Alanlar için; Çalışma alanı içinde doğal afet tehlikeleri ve/veya jeoteknik problemler, diğer kanunlar vb. nedenler veya teknik ve ekonomik olarak önlem alınması uygun bulunmamış alanlar olması nedeniyle, planlanmaması ve herhangi bir sebepten ötürü yapılaşmaya gidilmemesi gereken alanlar olarak düşünülmelidir denilmektedir. Buna göre Uygun Olmayan Alanlar (UOA) hiçbir şekilde planlama kararı getirilmemesi gereken ve plan üzerinde UOA lejantı ile gösterilmesi gereken alanlar olduğu kanaatine varılmıştır.
8 - Söz konusu bölgede planın ön gördüğü yapılaşmanın gerçekleşebilmesi için çok yoğun hafriyat ve dolgu gerekirken, gerek yer altı suları gerekse bölgeden geçen İzmir Fayı dikkate alınmamıştır.
9 - Söz konusu plan revizyonu ve raporuyla belirlenen hak sahipliliği ve oluşturulan kitlelerin hangi kriterlere göre belirlendiği ve nasıl bir uygulama yapılacağı belirsiz olup, uygulamada tam bir kaos yaşanacaktır.
Tüm İzmir için bir kentsel yenileme ve dönüşüm modeli olabilecek böyle önemli bir alanda, şehircilik ilkeleri ve esasları ile ilgili yasalar göz ardı edilerek daha önce uygulanan ve sıkıntıları hala devam eden bir yöntemle çözüm bulunmaya çalışılması söz konusu bölge için geri dönülemez problemlere yol açılacaktır.
|
- Lütfen Yorumlarınız Haberin Konusuna Uygun Olsun.
- Kişisel Sözlü Kelimeler Silinecektir.
|
Powered by
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|