| Manisa- Kütahya-İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’na Dava Açtık |
|
|
| Pazartesi, 25 Ocak 2010 | ||||||||
|
Tarafımızdan açılan işbu davada, dava konusu idari işlemi oluşturan plan ve plan hükümlerinin tamamının iptali istenmektedir. Özellikle aşağıda açıkladığımız gerekçeler içerisinde yer alan plan sınırlarının belirlenmesindeki hukuka, planlama ilkelerine ve kamu yararına aykırılık sorununun Dairenizce kabul görmesi halinde planın tamamının iptalini gündeme gelecektir. Bu nedenle de bir kısım gerekçelerimiz yine bir kısım plan hükümlerine yönelik olsa da planın ve plan hükümlerinin tamamını kapsayacak gerekçelerin de dikkate alınmasını talep etmek gerekmiştir. Öte yandan Danıştay 6. Dairesi’nin 2009/327 E. sayılı dosyasında tarafımızdan 11 Kasım 2008 tarih ve 27051 sayılı resmi gazete yayımlanan “Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelik” hükümlerinin iptali istemiyle dava açılmış ve bu davada 01.07.2009 tarihinde bir kısım hükümler yönünden yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir. İşbu dava konusu idari işlemin hukuka ve kamu yararına aykırılığı değerlendirilirken söz konusu yürütmeyi durdurma kararının da ayrıca dikkate alınmasını talep etmek gerekmiştir. 1. PLAN SINIRLARI VE YETKİ SORUNU 1.1 Plan sınırlarının belirlenmesinde mekânsal bir “bütünlük” ilkesi bulunmamaktadır. Sınırlar, ne tam olarak doğal havza sınırlarına ne de istatistikî bölge sınırlarına oturmaktadır. Planda sınır olarak yalnızca il idari sınırları dikkate alınmıştır. İdari sınırların plan onama süreçleri açısından önemi elbette ki bilinmektedir. Bu durumda havza sınırları ile idari sınırların çakışmasından oluşan bir plan sınırı elde edebilmek açısından söz gelimi akarsu havzaları ile “ilçe” sınırları çakıştırılarak elde edilecek bir plan sınırı belirlenmesi mümkündür. Daha önce Türkiye'de plan bölgesi belirlemeye yönelik iki çalışmada; (Birincisi: 1970'li yıllarda İmar ve İskân Bakanlığı Bölge Planlama Dairesi’nce belirlenmiş 19 Plan Bölgesi ve İkicisi Devlet Planlama Teşkilatı (KÖYB) tarafından Türkiye'de Yerleşim Merkezlerinin Kademelenmesi Araştırmasının Sonuçlarına Göre Belirlenen 16 Fonksiyonel Bölge) İzmir ve Manisa illerini içeren Ege Bölgesi, Kütahya ilini içermemektedir. İl sınırlarının baz alınması nedeniyle idari sınırlarla plan bölgelerinin tutarlılığı sağlandığı düşünülebilir. Buna karşın bir kısmı bugün kaldırılmış olmakla birlikte, bir kısmı varlıklarını hala sürdürmekte olan merkezi yönetimin bölgesel ölçekteki taşra teşkilatlanma yapısı göz önünde bulundurulduğunda aynı tutarlılıktan söz edilemez. Merkezi yönetimin taşra teşkilatı olarak oluşmuş 15 bölge kuruluşundan sadece 1 tanesinde Kütahya ili İzmir merkezli bir bölge kuruluşuna bağlıdır. Buna karşın Manisa ili, tamamında İzmir merkezli bölge kuruluşuna bağlıdır. Plan sınırları tam olarak havza sınırları ile de çakışmamaktadır. Planın alt-yöre sınırlarına ilişkin önerileri göz önüne alındığında, su havzalarının belirleyici olduğu düşünülebilecekse de, plan bölgesi bir bütün olarak düşünüldüğünde, il sınırlarının temel alınmış olması nedeniyle, havza sınırları ile tam olarak çakışmadığı görülmektedir. Bu sorunun çözümüne yönelik ne tür önlemler alınabileceğine ilişkin de herhangi bir öneriler dizisi ya da öneri de dikkat çekmemektedir. 1.2 Plan sınırının yalnızca il sınırlarının dikkate alınarak belirlenmesi sonucunda Gediz nehrinin ve havzasının önemli bir bölümü plan sınırı dışında kalmakta ve bölge için oldukça önemli konuma sahip bir mekânsal bütünlük parçalanmış görünmektedir. “Planlama Alt Bölgeleri”nin sınırları plan üzerinde gösterilmemiş olup plan açıklama raporunda ve uygulama hükümlerinde tanımlanmıştır. Daha önce aynı Bakanlıkça onaylanan çevre düzeni planındaki planlama alt bölge sınırlarının yeni onaylanan çevre düzeni planında da aynı olduğu varsayılmaktadır. “Planlama Alt Bölgeleri” tanımının bölgedeki havzaları içeriyor olması olumlu bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Ancak güneyde Sarıgöl ve Alaşehir yerleşimlerinin de “Gediz Planlama Alt Bölgesi” kapsamına alınarak havza bütünlüğü sağlanmalıdır. Ayrıca, idari sınırlara dayalı olarak havzanın bütünlüğünü bozan benzer bir bölüntü Alt Bölge Sınırları oluşturulurken de yapılmış; Bakırçay havzası Manisa-İzmir il sınırına dayalı olarak ikiye bölünmüştür. Yanı sıra Kula, Selendi ve Demirci yerleşmeleri de alt bölge sınırlarının dışında bırakılmıştır. 1.3 Plan uygulama hükümlerinde “ ‘Özel Kanunlara Tabi Alanlarda’, bu planın onayından önce mevzuata uygun olarak yürürlüğe konmuş olan her tür ve ölçekteki planlar, ilgili kanunlar uyarınca yürürlüktedir” hükmü bulunmaktadır. Özel kanunlara tabi alanlar ise, plan hükümlerinin tanımlar bölümünde; “Özel Kanunlara Tabi Alanlar: Özel Çevre Koruma Bölgeleri, Milli Parklar Kanununa tabi olan alanlar, Tabiatı Koruma Alanları, Tabiat Parkları, Tabiat Anıtları, Yaban Hayatı Koruma ve Geliştirme Sahaları, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri, Turizm Merkezleri vb. gibi farklı ölçeklerde planlama yetkileri yerel yönetimler dışındaki kurumlara verilmiş olan alanlardır” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre; Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanmış olan tüm 1/25000 ölçekli çevre düzeni planları; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ve plan kararlarına aykırılıkları bulunsa da, Kültür ve Turizm Bakanlığınca onaylı planların yürürlükte ve geçerli olacağı belirtilmektedir. Bu da; 1/100.000 çevre düzeni planının hedefi olan bütüncül ve kapsamlı planlama anlayışı ile örtüşmemektedir. 1.4 Plan uygulama hükümlerinin 7. Özel Hükümler başlığı altında yer alan 7.1.1. maddesinde; “İlgili idareler, 5302 sayılı yasa gereğince bu planla hazırlanması öngörülen planlama alt bölgelerine ilişkin bütüncül alt bölge planlarını yatırım programına alarak 3 yıl içinde bu planın koruma, gelişme ve planlama ilkelerine, getirilen nüfus ve yoğunluk değerlerine, arazi kullanım kararlarına ve plan hükümlerine bağlı kalarak hazırlayacak/hazırlattıracak ve onaylayacaktır.” denilmektedir. Ancak bu planların hangi kurumlarca, hangi süreçlerle üretileceği belirsizdir. Ayrıca planlama alt bölge sınırları 1/100000 ölçekli plan üzerinde okunamamaktadır. Bu ölçekte üretilen bir planda planlama alt bölgeleri tanımlanması ve bu alt bölgeler bütünlüğünde her bir alt bölgeye ilişkin üretilecek alt ölçekli çevre düzeni planı ve nazım imar planlarının bütüncül ve idareler arası işbirliği ile planlanması ilkesinin belirlenmesi doğru bir yaklaşım olarak görülmektedir. Ancak plan notları ve raporunda bu alt ölçekli planların hangi idare tarafından nasıl bir süreçle yapılacağı/yaptırılacağı ve hangi kurum tarafından onanarak yürürlüğe gireceği belirsiz bırakılmış, böylece mevcut yetkilerin çatışması ya da kararların çelişmesi gibi bir olasılığa karşı alınabilecek bir önlem fırsatı değerlendirilememiştir. 1.5 Plan açıklama raporunda ve uygulama hükümlerinde tanımlanan “Planlama Alt Bölgeleri” sınırlarından birincisi olan “İzmir Merkez Planlama Alt Bölgesi” sınırları ile İzmir Kentsel Bölge Nazım İmar Planı onama sınırları arasında uyumsuzluk görülmektedir. İzmir Kentsel Bölge Nazım İmar Planı, sözü edilen alt bölge sınırlarını parçalayarak oluşmuştur. Bir diğer ifadeyle, planlama alt bölge sınırları ile İzmir Kentsel Bölge Nazım İmar Planı sınırları uyuşmamaktadır. 2. PLAN İÇERİĞİ VE KAPSAM SORUNU 2.1 Bu plan, ölçeği ve kapsamı itibariyle öncelikle bir politikalar planı olmak durumundadır. Ancak plan, sektörlere ilişkin politikalar (örneğin ulaşım, turizm, tarım ve yerel kalkınma politikaları gibi) içermemektedir. 2.2 Plan uygulama hükümlerinin 6.11.maddesinde “Bu plan ile belirlenen planlama alt bölgeleri içinde veya dışında, kamu yararının gerektirdiği, güvenlik, sağlık, eğitim v.b. sosyal donatı alanları, büyük kentsel yeşil alanlar, kent veya bölge / havza bütününe yönelik her türlü atık bertaraf tesisleri ve bunlarla bütünlemiş geri kazanım tesisleri, arıtma tesisleri, sosyal ve teknik altyapı, karayolu, demiryolu, denizyolu, havaalanı, baraj, enerji üretimi ve enerji iletimine ilişkin kullanımların alt ölçekli planları, bu planın koruma, gelime ve planlama ilkeleri doğrultusunda, Bakanlığın ve ilgili kurum ve kuruluların görüleri dikkate alınarak, ilgili idaresince hazırlanır. Onaylanan planlar sayısal ortamda veri tabanına ilenmek üzere Bakanlığa gönderilir. Söz konusu tesisler / tesis alanları amacı dışında kullanılamaz” denilmektedir. Bu hüküm plan bütünlüğüne zarar verebilecek risklere sahiptir. Elbette ki her ölçekteki planlama sürecinin temel özelliği dinamik olmasıdır. Zaman içinde yeni gereksinimler gündeme gelebilir, ancak bu yeni gereksinimlerin karşılanması, planın diğer kararlarıyla ilişkilendirilerek ve bu ölçekte daha önce yapılmış analizlerle de karşılaştırılarak ve müellif görüşü alınarak yapılacak revizyonlarla gerçekleştirilmelidir. Aksi durumda bu plan, kendi varlığını da tehlikeye atmaktadır. 3. PLAN KARARLARI 3.1. Yürürlükteki Çevre Düzeni Planları İle İlişki
MKİ ÇDP plan açıklama raporunda; “İzmir il sınırları içinde var olan onaylı Çevre Düzeni Planları’nın incelenmesi, bu planlar ile mevcut yerleşmelerin gelişiminin, mevcut arazi kullanım durumunun ve onaylanmış, yürürlükteki imar planlarının karşılaştırılması sonucunda Çevre Düzeni Planı kararlarının, bazı bölgelerde yeniden ele alınmasının zorunlu olduğu görülmektedir” saptaması yapılmış, “çevre düzeni planlarının elde edilen güncel veriler doğrultusunda revize edilmesi zorunluluğu görülmektedir” (sayfa:57) denilmiş ve çevre düzeni planlarında yeni düzenlemeler yapıldığı belirtilmiştir. Çok önemli bir strateji olarak plan açıklama raporunda yer alan bu yaklaşımın plan kararlarına nasıl yansıdığı, hangi çevre düzeni plan kararlarını nasıl ve neden değiştirdiğine ilişkin kapsamlı bilgi yer almamaktadır. Oysa bu tür kararların gerekçeleri ile birlikte raporda mutlaka yer alması gerekmektedir. Değişiklik yapılan çevre düzeni planlarının da yürürlükten kaldırılması gerekmektedir.
3.2. Kentsel Gelişme ve Genel Arazi Kullanım Kararları
3.2.1. Plan raporunun “4.4 MEVCUT PLAN KARARLARI” bölümünde bu planın onama tarihinden önce onaylanmış çevre düzeni planları ile nazım ve uygulama imar planlarının bazı bölgelerde sorgulanması zorunluluğu dile getirilmektedir (sayfa 57). Aynı zamanda plan raporunda, sözü edilen planların kapasite nüfus ve gelişme alanlarının, 1/100.000 Ölçekli Manisa–Kütahya–İzmir Çevre Düzeni Planı analiz çalışmaları aşamasında belirlenen ihtiyaç düzeylerini aştığı yönünde bir sorun tespiti de plan raporunun “4.4.2.1. İzmir İl Sınırları İçinde Onaylı Planlar” başlığı altında (sayfa 59) yer almaktadır. Çok önemli bu sorun tespitine karşın planın açıklama raporunda (sayfa 59) “2025 yılı için yeterli ya da fazla olduğu belirlenen planlar genel olarak kabul edilip ve bu planlara ekleme yapılmazken” ifadesi yer almakta ve gereksinimden fazla alanı kentsel gelişmeye açan bu planlar aynen kabul edilmektedir. Oysa kimi çok değerli tarım alanı, orman, zeytinlik alan vb korunması gereken alanlarda yer alan bu “ kentsel gelişme” alanları kesinlikle kaldırılmalıdır. Diğer yandan; 6.5, 6.6, 6.30.1, 6.30.2, 6.30.3, 6.30.4, 6.30.5 numaralı plan uygulama hükümleri ile sınırlandırma getirilse dahi bu planların büyük ölçüde geçerli olduğu anlaşılmaktadır. bunun yanı sıra revizyon yapılıp yapılmadığını kimin denetleyeceği de belirsizdir. Oysa bahsedilen planlarla ilgili detaylı araştırmayı yapmak, bu alanlarda ne kadar arsa satıldığı, ne kadar parselasyon yapıldığı, ne kadar ruhsat kesildiğine ilişkin analitik veriler elde etmek ya da üretmek, analiz paftalarını ve kurum görüşlerini edinmek ve hangi planların öncelikle revize edileceğini belirlemek plan müellifinin ve yetkili otoritenin görevidir. Bu işlem planın onanmasından önce gerçekleştirilerek üretilecek kararlar plana işlenmelidir. Bu bağlamda; 1/100.000 Ölçekli Manisa–Kütahya–İzmir Çevre Düzeni Planının 2025 yılı nüfus kestirimlerinin işaret ettiği ihtiyacın üstünde gelişme alanı öngören mevcut imar planlarının belirlenerek hangi yerleşmelerde söz konusu planların yalnızca bu plan ile öngörülen nüfus ihtiyacına yönelik yapılaşma tarif eden revizyonunun en geç 2 yıl içinde yapılması ve denetiminin sağlanması konusunda plan uygulama hükümleri geliştirilmelidir. Benzer tartışma, Manisa–Kütahya–İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının onama tarihinden önce onaylanmış olan mevzii imar planları için de geçerlidir. Manisa–Kütahya–İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının plan hükümlerinin 6.8. maddesinde “Bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar planları yürürlüktedir. Bu planın onayından önce imar uygulaması tamamlanmış olanların uygulaması söz konusu planlar doğrultusunda sürdürülür. Plan onay tarihinde imar uygulaması yapılmamış mevzii imar planlarında ise; imar uygulaması öncesinde, mevzuat gereği plan onayı öncesinde alınması gereken ilgili kurumların olumlu görüşlerinin bulunduğunun uygulamayı gerçekleştirecek idare tarafından kontrol edilmesi zorunludur. Mevzuat gereği alınması ve uyulması gereken kurum görüleri eksik ya da olumsuz olan mevzii imar planlarının uygulaması yapılamaz, bu planlar uyarınca yapılamaya geçilemez. Mevzii imar planlarında, Çevre Düzeni Planı'nın ilkelerine aykırı, yapılaşma oranlarını arttırıcı plan değişikliği ve ilave yapılamaz.” ifadesi yer almaktadır. Oysa Manisa–Kütahya–İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında korunacak tarım alanı, orman alanı, özel mahsul alanı vb alanlarda yer alan ve henüz yapılaşmamış onaylı mevzii imar planlarının kesinlikle iptal edilmesi gerekmektedir. 3.2.2. Plan raporunun “4.5.1.1. Kentsel Yerleşik Alanlar” bölümünde; “Onaylı imar planı bulunmayan ve plan dışı olarak yapılaştığı anlaşılan kentsel yerleşik alanların ise, aynı yerleşme için verilmiş olan kentsel gelişme alanı yoğunluklarına uygun olarak alt ölçeklerde planlanması öngörülmüştür” (sayfa:63) ifadesiyle plan dışı ve plana aykırı gelişmiş alanların üst ölçekteki böylesi bir plan aracılığıyla yasal hale getirilmesi sakıncalı ve riskli bir durum yaratmaktadır. Bu planda plan dışı mevcut yapılaşmış alanlar plana yerleşik alan veya gelişme alanı olarak dâhil edilmektedir. Planın bu tür alanlardaki yapılaşmaları tümüyle yasallaştırması sakıncalıdır. Planın, plan dışı alanlara yaklaşımının daha detaylı analizlere dayandırılması gereklidir. 3.2.3. Plan açıklama raporunun “3.2 Mevcut Kentsel Yerleşmeler” bölümünde Çevre Düzeni Planının yürürlükteki imar planlarına ilişkin temel yaklaşımı şöyle özetlenmiştir; “Koruma kullanma dengesini gözeterek gelişmenin hedeflendiği çalışmada, kentsel yerleşmelerde hedef yıl için gereksinim duyulan alanlardan daha fazla alanın planlanarak yapılaşmaya açılmasının engellenmesi (…) temel yaklaşım olarak benimsenmiştir.” (sayfa:6). Bu yaklaşım, temel planlama yaklaşımlarından birisi olan yerleşime uygun ve gereği kadar alanın, etaplar halinde kentsel gelişmeye açılması ilkesi ile bütünüyle örtüşmektedir. Bu temel yaklaşıma paralel olarak Manisa–Kütahya–İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının analiz çalışmalarında plan sınırı içindeki tüm yerleşmelerin 2025 yılı nüfus projeksiyonları yapılmış, uydu görüntülerinden yerleşik alanlar tespit edilmiş, nüfus yoğunluğu saptanmış, 2025 yılı için gerekli kentsel gelişme alanı hesaplanmış ve yürürlükteki imar planlarının gelişme alanları ile bu gereksinim karşılaştırılmıştır. Bu çalışma sonucunda İzmir’de Aliağa, Seyrek, Ayrancılar, Ulucak, Kemalpaşa, Bağyurdu, Ören, Oğlananası, Emirâlem, Mordoğan’da, Manisa’da Salihli, Muradiye, Akhisar yerleşmelerinde ve Kütahya ilinde Kütahya Merkez’de gereksinimden çok daha fazla alanın yürürlükteki imar planlarıyla kentsel gelişme alanı olarak belirlendiği ortaya konmuştur. Yukarıdaki önemli saptamaya karşın, bu yerleşimlerin imar planlarının Manisa-Kütahya-İzmir Çevre Düzeni Planında aynen kabul edilmesi, planlama çalışmasının temel yaklaşımı ile üretilen plan kararları arasında çok temel bir çelişkidir. Kaldı ki hangi sebeple olursa olsun gereksinimden fazla alanın kentsel gelişme alanı olarak planlanması savunulamaz. Bu planın kapsadığı coğrafyada yer alan çok nitelikli tarım arazileri, zeytinlik alanlar, orman alanları, su havzaları vb korunması gerekli doğal değerlerin yok olmasına yol açacak bu plan kararlarının derhal durdurulması gerekmektedir. 3.2.4. Planda İBŞB için ve dışında yer alan ilçelere ilişkin yapılan 2025 yılı nüfus tahminleri bir önceki Manisa–Kütahya–İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planını ile karşılaştırıldığında, bazı ilçelerde öngörülen nüfus değerlerinin önceki ile örtüşmediği, bazı ilçelerde 2025 yılı nüfusu çok daha yüksek olarak belirlendiği tespit edilmiştir. Söz konusu planda;
çıkarılmıştır. Önceki plana göre nüfus öngörülerinde ne amaçla bu kadar arttırma yapıldığı anlaşılamamaktadır. Kısa süre ara ile onanan bir önceki plan ve bu plana ilişkin belirlenen nüfus tahminlerinin birbiriyle çelişmemesi gerektiği düşünülmektedir. 3.2.5. “7.3.2.6. Kırsal yerleşme alanlarında, genel ihtiyaçlara yönelik olarak yapılacak idari, sosyal ve ticari tesisler (köy konağı, ibadethane, okul, spor alanı, harman yeri, mezarlık, pazar yeri, sağlık ocağı, sağlık evi, postane, karakol, köy bakkalı, köy kahvesi ve lokantası v.b.) için yapılaşma koşulları ilgili idaresince belirlenir. Bu kullanımlar dışındaki her türlü faaliyet için (turizm, günübirlik veya bölgesel ticaret kullanımları v.b.) yerleşmeye ilişkin bütüncül imar planı yapılması zorunlu olup; Emsal:0.50 ve en fazla yapı yüksekliği: 6,50 m. (2 kat) geçemez.” maddesinde altı çizili olan hüküm eklenmiştir. Ancak, önceki Manisa–Kütahya–İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda kırsal yerleşmelerde, köyün ihtiyacına yönelik kullanımlar dışında turizm, ticaret gibi kullanımların yer almasına izin verilmemekte iken, bu plan hükmü ile bütüncül imar planı yapılması şartı ile kırsal yerleşimlerde bu tür faaliyetlere izin verilmektedir. Ancak, bu tür kullanımlar bütüncül imar planı ifadesinin sınırlanın daha açık bir şekilde tarif edilerek “kırsal yerleşim alanının bütününe yönelik imar planı” yapılması zorunluluğu getirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Aksi halde bütüncül plan tanımı netleştirilmediği sürece, bu planların bireysel taleplerin değerlendirilmesi amacına hizmet eden mevzii imar planı niteliğinde olacağı düşünülmektedir. 3.2.6. Manisa-Kütahya-İzmir Çevre Düzeni Planı raporunda (sayfa 48); “Manisa Organize Sanayi Bölgesi kuzeyinde Muradiye Belediyesi tarafından planlanmış olan ve tarım alanları üzerinde yer alan sanayi alanlarından yapılaşmanın başlamadığı bölümlerde yapılaşma engellenmelidir.” “Bu kapsamda; Ayrancılar-Torbalı arasında tarım alanları üzerinde mevzuata aykırı olarak planlanmış olan sanayi alanları için hazırlanmış olan imar planlarının tümüyle ortadan kaldırılması, yapılaşmamış bölümlerinde yeni yapılaşmaların oluşmasının engellenmesi sağlanmalı, gelişme kısıtlanmalıdır.” “Mevzii gelişmiş sanayi tesislerinin yanı sıra, Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi için belirlenen ilave alanın henüz yapılaşmayan, verimli tarım alanları üzerinde bulunan güney bölümlerinde yapılaşma ve genişleme engellenmelidir.” gibi ifadeler yer almaktadır. Bu ifadelerin, temel planlama ilkelerine uygun olmakla birlikte, ne ölçüde plan kararı haline getirildiği belirsizdir. Plan genelinde, raporunda ve notlarında sayısal verilerle ifade edilmeyen ve plan kararı haline getirilmeyen bu öneriler temenni niteliğinde kalmış görünmektedir. Tüm bu temennilerin raporda yer almasına rağmen, planda Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesinin güneydeki tarım arazilerine doğru genişletildiği tespit edilmiştir. Ayrıca Aliağa’nın güneyindeki bugün bile bölge için oldukça kirletici durumda bulunan mevcut demir-çelik tesislerinin aynen korunması ve bugünkü mevcut alanın nerdeyse iki katı kadar yeni gelişme alanının eklenmesi Menemen Ovası’na ve çevresindeki yerleşimlere büyük zarar verecektir. 3.2.7. Plan raporunun “İzmir İli’nde Kentsel Gelişme Alanları” bölümünde; “Çevre Düzeni Planında, İzmir Merkez kent içinde var olan alanlarda mevcut yoğunluğun korunması, gelişme alanlarında ise 144 kişi/ha brüt yoğunlukla plan kararı üretilmesi durumunda, 2025 yılına kadar kent nüfusuna ekleneceğini hesapladığımız 1.089.300 kişi için yaklaşık olarak 7.565 hektar alan gereksinimi duyulacaktır. İzmir Merkez Kenti oluşturan yerleşik alan çevresinde henüz yapılaşmamış kentsel gelişme alanı olarak planlanmış onaylı imar planlarının büyüklüğüne bakıldığında ise 5.670 hektar alanın var olduğu görülmektedir. İzmir Merkez Kent'in gelişme alanı gereksinimine ilişkin bilgiler aşağıda Tablo-11'de verilmiştir.... İmar planlarının yeterliliğine ilişkin değerlendirme yapılırken, onaylı imar planları içinden tarım alanları, orman alanları, doğal karakteri korunacak alanlar, jeolojik sakıncalı alanlar, büyük askeri alanlar ve sit alanları çıkarılarak yeterlilik hesaplamasında kullanılacak alan büyüklüğü belirlenmiştir. 2025 yılı için gereksinim duyulan 7.565 hektar alanın 5.670 hektarlık bölümü İzmir Merkez kente bitişik boş, planlı/planlanabilir alanlardan karşılanabilirken, 1.895 hektarlık alan gereksiniminin ise merkez kentin dışındaki yeni sanayi alanları ile konut alanlarının bulunduğu saçaklanmış yerleşme merkezleri çevresinde düzenlenmiş alanlardan karşılanması hedeflenmiştir.” (sayfa:64-65) denilmektedir. Paragrafın ikinci cümlesinde 5670 hektar “planlı alan” olarak tanımlanırken, devamında 5670 hektar “boş, planlı/planlanabilir alanlar” olarak tanımlanmaktadır. Buradaki 5670 hektar alanın planlı olup olmadığı konusunda çelişkili bir ifade görülmektedir. Ayrıca “boş alan” ifadesi ile hangi arazi kullanım türüne işaret edildiği anlaşılamamaktadır.Ayrıca “Menderes ilçe merkezinin güneyinde öngörülen gelişme alanlarının bir bölümü iptal edilirken, kuzeyde plan dışı kalmış mevcut yapılaşmaların bulunduğu bölüm gelişme alanı olarak düzenlenmiştir.” (sayfa:66) ifadesi ile sözü edilen mevcut yapılaşmaların meskûn alan mı yoksa kentsel gelişme alanı mı olarak ele alındığı anlaşılamamakta; bu konuya ilişkin plan raporu genelinde de çelişkiler bulunmaktadır. 3.2.8. Plan raporunda “İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde 2025 yılında oluşacak kentsel nüfus yaklaşık 4.449.200 kişi olarak kabul edilmiştir.” (sayfa:14) denilmekte iken İzmir Kentsel Bölge Nazım İmar Planında öngörülen kapasite nüfus 2030 yılı için 5.764.314 kişidir. Bu veri farkı, yetkiler arasındaki çatışmaya ek olarak aynı bölgeyi ilgilendiren her iki planın ve alt ölçeklerde üretilecek planların kararlarını da etkileyen bir çelişki olarak ortaya çıkmaktadır. 3.2.9. Plan açıklama raporunun 126. sayfasında; “Özellikle kontrol dışı, kişisel tercihlerle gerçekleşmiş yapılaşmaların görüldüğü bölgelerde, doğal olarak ortaya çıkan altyapı yetersizliği ve kontrolsüz yapılaşmış tesislerin altyapı yatırımlarından kaçınması, bu türden bölgelerde ve çevrelerinde çevresel sorunların, (baca gazı, endüstriyel ve kimyasal atıksu vb) artmasına neden olmuştur. Bu tür tesislerin, verilecek belirli süre sonrasında gerekli önlemleri almasını sağlayacak kararlar geliştirilmiş, arıtma önlemlerinin alınmaması durumunda tesislerin kapatılması düzenlenmiştir” denmektedir. Ancak plan açıklama raporunda yer alan bu düzenlemenin plan notlarıyla pekiştirilmesi gerekmektedir. 3.2.10. Manisa ili bütününde Gediz ve Bakırçay havzaları bulunmaktadır ve havza sınırı plana işlenmemiştir. Bu durum havzaları olumsuz etkileyecektir. 3.3. Sektörel Bazda ve Özelleşmiş Plan Kararları 3.3.1. Plan uygulama hükümlerinde İzmir Merkez Planlama Alt Bölgesine özel uygulama hükümlerinin belirlendiği 7.2.1. maddesinde turizm alanlarının planlanmasına ilişkin hükümler 7.2.1.11.maddesinde “…planlama alt bölgesi içindeki turizm tesis alanlarının genişletilmesine gereksinim duyulması halinde, bu tesislere ek turizm alanı düzenlemeleri, planlama alt bölgesi planlarında, ilgili kurum görüşleri de alınarak yapılabilir” (sayfa:18) şeklinde belirlenmiştir. Ek turizm alanının esnek bir ifade olmasından dolayı çevre düzeni planındaki kararların alt ölçekli planlar ile değiştirilmesine neden olacağı, üst ölçekli planlara uyma zorunluluğunu ortadan kaldıracağı ve yoğun yapılaşmalara yol açacağı açıktır. 3.3.2. Plan uygulama hükümlerinin 7.8.maddesinde Tarım Alanlarında yapılanma koşullarının ne şekilde olacağı belirlenmiştir. Buna göre tarım alanlarında, Tarım İl Müdürlüğü’nün toprak sınıfını belirlemesi ile bir parsel üzerinde 5000-10.000 m² arasında değişen tarımsal amaçlı yapılar yapılabilecektir. Tarım alanlarının korunmasını öngördüğü belirtilen planda, bu kararın planlamaya yansıması koruma-kullanma dengesini bozan bir yaklaşımdır. Ayrıca plan hükümlerinin “7.8.4.Marjinal Tarım Arazileri” maddesinde “Bu alanlarda; (4.37) maddesinde tanımlanan tarımsal amaçlı yapıların yanı sıra, ilgili tüm kurum ve kuruluşların uygun görüşü alınmak koşuluyla, ilgili mevzuatta tanımlanan mesafe sınırlamalarına bağlı kalınarak karayolu kenarındaki alanlarda yapılacak karayoluna hizmet veren tesislerin yanı sıra, kentsel ya da kırsal yerleşme alanlarında uygun alternatif yer bulunamaması durumunda eğitim, sağlık gibi kamusal tesisler ile sosyal ve teknik altyapı tesisleri ile rekreasyon amaçlı tesisler, 5403 sayılı Kanun uyarınca gerekli izinler de alınmak koşuluyla, alt ölçekte planlanarak yapılabilir. Tarımsal amaçlı yapılacak tesislerde emsal E=0.30’dur. Tarımsal amaçlı yapılarda, silo su deposu vb. teknolojik açıdan zorunlu olan tesisler hariç kat adedi 2’yi (H=6.50) geçemez. Diğer kullanımlarda yapılanma koşulları, yörenin ve çevrenin özelliklerine göre alt ölçekli planlarda belirlenir.” ifadesi yer almaktadır. Bu madde ile tarım alanlarının korunmasına yönelik önemli bir tehdit oluşmaktadır. 3.3.3. Plan Uygulama Hükümlerinde (7.21.6) Golf Alanları yapılaşma koşulları belirtilmekte, plan sınırları içinde de çeşitli bölgelerde golf alanları önerilmektedir. 1/100.000 ölçeğinde üretilen bir Alt Bölge Planında golf sahaları önerilmesi hem plan diline aykırı hem de getirildiği alanın biyoçeşitliliğini tehdit etmesi, gerek kullanılan gübre sebebiyle su kirliliğine yol açması, gerekse sulama amacıyla çok fazla suya ihtiyaç duyması nedeniyle bölgenin çevresel değerlerine yönelik tehdit oluşturacak niteliktedir. Yapılan araştırmalara göre golf alanlarında, normal bir tarım arazisinde kullanılanın altı katı kadar kimyasal gübre ve su kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle golf alanları yakın gelecekte su sıkıntısı yaşanması beklenilen bölge için sorun oluşturabilecektir. 3.3.4. Alt bölge ölçeğinde hazırlanmış olan bu fiziki planda kıyı/deniz kullanımına dair liman, balıkçı barınağı, yat limanı, vb kararlar geliştirilmiş olmasına karşın, bu coğrafyada çok önemli bir sektör olan su ürünleri üretim alanlarına dair bir plan kararı bulunmamaktadır. Bölgede bu sektöre ilişkin yer seçim kararlarının en uygun biçimde bu ölçekte ve ilgili uzmanlık alanlarının katılımıyla üretilmesi gerekirken, bu konuda hiçbir karar geliştirilmemiştir. 3.3.5. Planın bölgesel ölçekte kapsamlı bir ulaşım politikası ve buna bağlı önerileri bulunmamaktadır. Plan raporunda ulaşıma ilişkin bir ana başlığa rastlanamamıştır. Üç ili kapsayan bir alt bölge planı niteliğindeki planda, bu bölgede ulaşım sisteminin (karayolu, demiryolu, denizyolu, liman, havaalanı) mevcut gelişmelerin dışında gelecek 20 yıldaki gelişimine ilişkin plan kararları plan raporunda yer almamaktadır. 3.3.6. Özellikle kuzeyde, turizm ve sanayi gelişimi açısından gereksinim oluştuğu bilindiği halde, bir kuzey havaalanı gereksinimi olup olmadığı tartışılmadığı gibi, bu yönde bir analiz yapılmamış ve planda bu yönde bir öneriye yer verilmemiştir. 3.3.7. Hafif raylı sistem güzergâhının Aliağa’dan Bergama’ya dek uzatılması önerisi olumlu bir plan kararı olarak görülmektedir. Bununla birlikte, plan raporunda söz edilen demiryolu hatlarının metro standartlarına çıkarılan kesimlerinin diğer demiryolu gösteriminden ayrıştırılarak gösterilmesi gereklidir. 3.3.8. Plan hükümlerinin 7.24.9. maddesinde “ İçme ve kullanma suyu rezervuarlarının mutlak, kısa ve orta mesafeli koruma kuşaklarında madencilik faaliyetlerine izin verilmez.” Denilerek su ve rezervuarları korunmakta iken, 7.24.10. maddesinde “İçme ve kullanma suyu rezervuarlarının uzun mesafeli koruma kuşaklarında yapılacak madencilik faaliyetleri sırasında içme suyunun kirletilmemesi esastır.” ifadesi ile uzun mesafeli koruma alanlarında madencilik faaliyetlerine izin verilmektedir. Oysa içme ve kullanma suyu rezervuarlarının uzun mesafeyi de içine alan havza bütünlüğü içinde korunması gerekmektedir. Dolayısıyla 7.24.10 nolu madde, su ve rezervuarlarının bütüncül koruma anlayışını bozmaktadır. Manisa- Kütahya-İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’na http://www.cedgm.gov.tr/mki_plan.htm linkinden ulaşılabilir.
Powered by Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır |
||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







İlk Yorumu Siz Yapın



