| ‘Atatürk’ün Mimarı’nı anımsamak |
|
|
| Perşembe, 04 Şubat 2010 | ||||||||
|
Oktay EKİNCİ -Uygarlıkların İzinde
“El atsa, bir lahzada çölleri abad eder, Her işinde münkesirdir, bin kalbi birden şad eder, Öyle bir insan ki, işlerken düşünmez kârını, Arkan adında buldu memleket imarını.” Şiir Yahya Kemal Beyatlı’nın... çölleri “abad” eden, “kâr”ını değil, memleketin imarını düşünen “Arkan” ise arkadaşları arasında “Şık Seyfi” olarak anılan Seyfi Arkan... İstanbul’daki “Florya Deniz Köşkü”nden Ankara’daki “İller Bankası”na, Tahran’daki “Büyükelçilik binamız”dan Zonguldak’taki “Emekçi Evleri”ne kadar, Cumhuriyetin kuruluş dönemine ait önemli kamu projelerine imza atan Arkan, neden fazla tanınmaz? Dahası, neden “Atatürk’ün mimarı” olduğu bile merak edilmez?.. Mimarlar Odası, çağdaş mimarlığımızın önderlerini anma programına Seyfi Arkan’ı almasaydı, bu sorular akla bile gelmeyecekti. 22-23 Ocak’ta İstanbul’da düzenlenen “Modernist Açılımda Bir Öncü” sempozyum ve “sergi”siyle Arkan, sadece “anımsanmış” olmadı; vaktiyle “çekişti”ği okuluyla da yeniden buluşması sağlandı. Etkinliğin ev sahibi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ydi (MSGSÜ), sempozyum da hakkında “olumsuz” raporlar yazmış “Sedat Hakkı Eldem”in adını taşıyan salonda yapıldı...
‘YARIŞMALAR’IN YILDIZI Seyfi Arkan birçok “Cumhuriyet Yapısı”nın mimarı olmasını hangi özelliğine borçluydu? Soyadını, “Senin kanında ar var” diyerek belirleyen, hatta kızı “Sur”un da isim babası olan Atatürk’le yakınlığından ötürü devletçe “kayrıldı”ğını sananlar vardı. Sempozyumun “çerçeve konuşma”sını yapan İlhan Tekeli bunun “gerçekçi” olmadığını belirterek onca önemli binayı tasarlayabilmesinin “sadece kendi yetenekleri ve başarıları”nın sonucu olduğunu anlattı, çünkü Arkan, yapıtlarının çoğuna “resmi sipariş”le değil, “mimarlık yarışmalarını kazanarak” imza atmıştı…
Cumhuriyet gazetesinin 6 Ağustos 1928 tarihli baskısındaki “18 Efendi Sanayi-i Nefise Mektebi’nden Mezun Oldu” başlıklı haberin fotoğrafında Seyfi Bey’le Sedat Hakkı Bey “birlikte”ler… Sınıf arkadaşı Sedat Hakkı, 1940’larda Mimarlık Bölümü “şef”iyken Akademi Başkanı’na yazdığı “özel” mektubunda Arkan için diyor ki, “istidatlı (yetenekli) değil, muallim olamaz”!.. Bu “çekince”ler daha önce de olmalı ki Arkan 1935’te mimarlık değil, “Urbanizm Muallimi” (şehircilik öğretmeni) unvanıyla göreve başlatılmıştı. Yardımcısı olduğu Prof. Ernst Egli, Almanya’daki Hitler faşizminden kaçarak Atatürk Türkiyesi’ne sığınan mimar-şehirci akademisyenlerdendi. Arkan’ın şehircilik öğretmenliğinin “ölümüne dek” sürdürdüğünü anlatan Ataman Demir, yaşamının son dönemlerini ekonomik zorluklar içinde geçirdiğini, yine arşivdeki “icra” yazışmalarıyla belgeledi...
‘TEK PARTİ’NİN ÖZENİ Osmanlı döneminin ünlü “matematikçi”lerini yetiştiren “Gelenbevi” ailesinden olan Arkan, 1904’te Üsküdar’da doğdu. Fransız Mektebi’ni ve Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra Sanayi-i Nefise Mektebi’ne (Devlet Güzel Sanatlar Akademisi) girdi. Dönemin ünlü mimarları Vedat Tek’in ve G. Mongeri’nin öğrencisiydi. Mesleğe adım atar atmaz ‘Çanakkale Abidesi yarışması’nın birincisi olunca, dönemin diğer başarılı mezunları Sedad Hakkı, Zeki Sayar, Şevki Balmumcu, Burhan Arif ve Emin Hakkı Onat’la birlikte Almanya’ya gönderildi. 1933’te yurda dönünce Mısır Krallığı hanedanından Prenses Nermin Hanım’la evlendi. 1934’te açılan ‘Çankaya Hariciye Köşkü Yarışması’nın da birincisiydi...
1966’da yitirdiğimiz Seyfi Arkan’ın yaşamı ve yapıtlarından oluşan sergi MSGSÜ’nün Osman Hamdi Salonu’nda 15 Şubat 2010’a kadar açık kalacak... Kaynak: Cumhuriyet - 04.02.2010
Powered by Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır |
||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







Vaktiyle dışlandığı ‘Akademi’de, ölümünden 44 yıl sonra anıları ve eserleri sergileniyor
Bu gerçeğin, Akademi
Konuşmacılardan Prof. Dr. 
İlk Yorumu Siz Yapın



