Menu Content/Inhalt
Anasayfa arrow Haberler arrow Yerel arrow Hayallerim İzmir’in imarına sığmıyor
 ap_2009

Son Yorumlar

  • İzmir'in geleceği bu taslakta
  • bırakın bu masalları ne imarı babamın çocuklu...
    Devamını oku...
    Gönderen : necmettin bayrak

  • KARŞIYAKA’ya Mega Stad Projesi
  • Karşıyaka'ya stat gerekli olabilir,ancak yeri...
    Devamını oku...
    Gönderen : fahri

  • 01.10.2009 - Yeni Asır - Bahri...
  • Benim mega müze için önerim eğer merkezi hükü...
    Devamını oku...
    Gönderen : faik

  • Şirinyer Pazaryeri'ne 25 milyo...
  • Merhabalar,duydugumuz ve okuduklarımız doğrum...
    Devamını oku...
    Gönderen : selvinaz

  • 02.02.2010 - Demokrat Radyo - ...
  • İnciraltı ve ılıcalar bölgeleri izmirin çölü....
    Devamını oku...
    Gönderen : balçovalı

    Meslek Tanıtımı

    Meslek Tanıtımı

    Giriş Formu






    Kayıp Şifre?
    Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
    Şub 07 2010
    Hayallerim İzmir’in imarına sığmıyor Yazdır E-posta
    Pazartesi, 08 Şubat 2010

    Dilek Gappi 

    O bir anlamda, ağır kentin hiperaktif yatırımcısı. Bugün kentin yüksek yapılarına baktığınızda imzasını bol görürsünüz Selim Gökdemir’in. “Biz hızlı değildik, İzmir yavaş kaldı” diyen Gökdemir, kentin bırakın koşmayı henüz yürümediğine inanıyor.

    Yaşamının ilk günlerini Megapol Grup Yönetim Kurulu Başkanı Selim Gökdemir şöyle anlatıyor  :
    “İzmir’de doğdum. Babamlar 1950’de Kelkit’den İzmir’e gelmişler.
    Üniversiteye gidinceye kadar İzmir’in dışına çıkmamıştım. Almanya’ya gittim, orada elektronik bölümünü bitirdim.
    Almanya’da kalmak niyetindeydim.
    Elektronik ticarete başlamıştım, babam dönmemi istedi. Tuğla fabrikamıza genel müdür oldum. Genel müdür bendim ama şirketi arkadan babam idare ediyordu. 
    Baktım ki babam hayatı boyunca bana karışacak, istifa ettim. 10 yıl ithalatla uğraştım. 50 işe girip çıktım. 1989’da rotayı çevirmeye karar verdim. Önce ailemin arsalarına Bornova’da iki katlı evler yaptım. İkinci işimde yine rotayı çevirmek istedim. Büyük bir projeyi hayata geçirmeliydim. Ortağımla Karşıyaka Yalı’da Mavi Kule’yi yaptık ve İzmir’in gündemine oturduk”
    EVET benim de “Megapol” adını ilk duyduğum günler, yaklaşık 15 -16 yıl önceydi. Bir arkadaşımın eşi “Selim Gökdemir” adlı ortağıyla Karşıyaka’nın ilk gökdelenini yapıyordu.
    Kamuoyunun dikkatini çekmişlerdi...
    Yıllar geçti ve Megapol kendini hatırlatmanın yolunu hep buldu. İşmerkezleri, üst üste yapılan gökdelenler. Artık Selim Gökdemir tanınan bir isim olmaya başlamıştı. Bir süre sonra siyasette karşımıza çıktı, meclis üyesi oldu, AKP’den Bayraklı başkan adayıydı ve bu süreçte işleri hiç durmadı. Neredeyse bir gökdelenler zinciri yarattı.
    İzmir durdu, yatırımlar azaldı, o aldı başını gitti. Görüşmemizde Gökdemir, projelerini art arda soluksuz anlattı.
    Ağır gelişen kentin, hiperaktif yatırımcısı sorularımıza samimi yanıtlar verdi.

    Hayatınızın dönüm noktası “Mavi kule” oldu demek mümkün...
    -Evet, tuğla fabrikasının yanı sıra babam 5 bin konut yapmış müteahhitti. Kendime dedim ki, baban bu kadar konut yaptı fark edilmedi,  şimdi seni tek binayla tüm kent tanıyor. Bu bana ders oldu.  

    Yani hep büyük oynamaya başladınız...
    -Büyük projelerin, küçük projeleri yapmaktan daha kolay olduğunu gördüm. Şehrin içinde kalsaydım 3 bin metrekareyi geçmeyen binalarla ömürümü geçirecektim. Bazı taktikler de büyümemizde etkili oldu. Mesala o dönemde, uluslararası satın alma politikasını geliştirdik. O günlerde internet yoktu ama biz sürekli dünyayı araştırırdık. Ve İzmir’de ilk renkli perspektifli reklamı verdik. Yani reklam ve tanıtımı da öncelik gördük. Ayrıca hiçbir şeyi ucuz yapayım diye yola çıkmadım, hep ‘iyi yapayım’ dedim.  

    Yatırım zinciri nasıl devam etti?
    -Mavi Kule’den sonra Heris Tower’ı, Botaş Genel Müdürlüğü inşaatını, Avrupa Konutları’nı yaptım. Orkide evlerini Orkide alışveriş merkezi izledi.  

    Tartışma kaderini değiştirdi
    O dönemlerde yerel yönetimlerle tartışmalarınız oldu ve sonra belki kaderinizi bu tartışmalar değiştirdi...
    -Orkide Alışveriş Merkezi’ni yaparken arkasındaki tütün depolarını da yapacaktık. Bir türlü izin çıkmadı.  Sonunda rahmetli Başkan Ahmet Piriştina “Bayraklı’daki Turan’ı yeni yatırım alanı olarak belirledik, oraya geçersen sıkıntı yaşamazsın” dedi.
    Böylece buradaki cazibe bölgesini ilk keşfedenlerden olduk. Bu, bölgeye konsantre olmamızı sağladı. 

    Bazen herşeyde bir hayır var, demek lazım...
    -Amacımız bu şehirde yatırım yapmak olduğu için biz de yaşadığımız sorunları büyütmedik. Bayraklı’da yatırıma Salhane İşmerkezi ile başladık. Burayı iki ayrı binadan oluşan Sunucu Plaza izledi. Şimdi Kordonkule bitmek üzere, Megapol Tower ise devam ediyor.  

    Gökdelenkolik gibisiniz. Tabii daha yeni projeler de sırada...
    -İyi sinerji yakaladığımız işadamı Ahmet Küçükbay’la dört yeni projeye başlıyoruz. Çarşı Kule, Körfez Kule, Liman Kule ve İzmir Ticaret Merkezi (İTM) yapacağız. İTM, 41 kat, 150 metre uzunluğuyla Hilton’u da geçerek İzmir’in en yüksek binası olacak.

    4 yeni gökdelen için hazırız

    Bölgedeki zemin raporu problemi çözülünce hemen başlayacak mısınız?
    -Evet dört kule için de hazırız.

    Siz art arda gökdelen projelerini hayata geçirdiniz ancak sizin hızlandığınız dönemlerde yüksek katlı bina yapan çok olmadı. Kimi çukura takıldı, kimi zincirli protestolara. Farkı nerede görüyor sunuz?
    -Biz hızlı değildik, İzmir yavaş kaldı. Kentin genelinde sıradan, standart bir imar durumu var. Zemin katta işyeri, yukarıda 7 -8 katlık proje yaparsanız hiç sorununuz yok. Ancak modern merkezler, gökdelenler için mevcut imar planı yeterli olmuyor. Nazım imar plan tadilatına giriyorsunuz ki hayli zorlu süreç. Gabarinin sınırlanmadığı, bir mimarın hayal gücünü yansıtabileceği yeni imar anlayışı lazım. Benim hayallerime de bu anlayış sığmıyor. Sanırım bir de kentin bazı yetkilileri yatırımın heyecanını anlamıyor.  
    İzmir’in şöyle bir sıkıntısı da var. Çoook düşünüyoruz. Adım atamıyoruz. Bu kentin artık yürümeye başlaması lazım. Ben çoook düşünmeden yol almayı tercih ettiğim ve tüm yasal detaylara dikkat ettiğim için belki de istediklerimi yapabildim.  

    Koşturmayı bırakın, siz İzmir’in yürüyemediğini mi düşünüyor sunuz ?
    -Şehir heyecanını kaybetti. Bırakın engeli, her türlü projeye destek verilmeli.  Bence kentin güney -kuzey -doğu-batı dört ayrı aksında 10 yatırımcıya büyük projeler yaptırılmalı.  Bir şehrin gelişmesi borsa kurmaya benzer. İşlem hacmini içindeki marka değerlerini artırarak oluşturursunuz.  

    İtiraf edin siyasetin de büyümenizde etkisi oldu.
    -Tamam itiraf ediyorum... Siyasetin iş hayatına faydası var. Menfaat temin ediyorum.  Bu sayede çevrem genişledi, mesleki bilgim de arttı. Ancak devletle hiçbir işim olmaz. 


    ‘Sinema filmi yapacağım’
    Size hobi soracağım ama sınırınız pek yok. Hobileriniz gökdelen yapmak, uzaya gitmek olabilir.
    -Hayır, uzun metrajlı film yapacağım. Ekibi topluyorum. 

    Amatör bir film mi ?
    -5 milyon dolarlık fon ayırdık. Profesyonel yapım olacak. 

    Film sektörünü bilmiyorsunuz, risk değil mi ?
    -Bina yapmak daha risk, en az 25 milyon dolardan başlıyor. Sonuçta ruhsat derdi yok, yasal izin derdi yok.  

    Konusu ne olacak? 
    -Sinopsislerim var, onları film haline getireceğim. Türk tarihi ile ilgili öyküler olacak ama öyle şovenistçe değil.   

    Anlattıklarınızla şöyle bir izlenim uyanıyor: mükemmeleyetçisiniz.
    -Sanırım bende kaliteye dair obsesiflik var.


    Siyasette yeteri kadar insan var
    AKP adayıdınız, sağ eğilimli bir aileden mi geliyorsunuz?
    -Anne tarafım Cumhuriyet Halk Partili. Dedem, 1924 -26 arasında Kelkit’te Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda belediye başkanıymış. Babam ise Demokrat Partili bir aileden geliyor.  Alman düşünür Brecht “sadece mezarın bize öğretecek bir şeyi olmayacak” diyor. AKP sayesinde yerel siyaset okulundan mezun oldum. Şimdi yalnızca parti üyesiyim. 

    Bayraklı’da başkan adaylığı da yaptınız, çadırlı kampanyanız bana göre biraz tuhaftı.
    -Ama bence iyi fikirdi. Şunu öğrendim. Siyasette en zor şey başkan adaylığıymış.  

    Aktif siyasete devam etmeyi düşünüyor musunuz ?
    Siyasetin kuralları farklı. Ben sürüklenmeyi düşünmüyorum. Zaten yeteri kadar ilgilenen insan var. 

    Proje fabrikası gibisiniz...
    -Bizde proje çok. Yapacağımız dört gökdelenden birini “Call center” yani çağrı merkezi olarak planlıyoruz. Telekominikasyon şirketleriyle bağlantıya geçilecek. Binayı tamamen bu teknolojiye göre tasarlayacağız. Diğer gökdelen “Doktorlar Evi” olacak. Doktorları, çok katlı modern bir binada toplayacağız. 

    Yeni gökdelen projelerinizi öğrendik ama eminim, sizdeki yatırım çıkısında yalnızca inşaat sektörü yoktur.
    -Enerjiye giriyoruz. Alman şirketi Germenia’yla üç jeotermal sahasının ihalesine girerek elektrik üreteceğiz. Jeotermal santrallerini üretmek için fabrika yatırımına da başlayacağız.  

    Dört yeni proje
    Selim Gökdemir’in Orkide Yağları Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Küçükbay’la birlikte gerçekleştirecekleri, mimari uygulamaları japon mimar Tatsuya Yamamoto’ya ait gökdelen projeleri şunlar olacak:
    -Çarşı Kule/ 95 metre
    -Körfez Kule/ 95 metre
    -Liman Kule/ 95 metre
    -Ticaret Merkezi/150 metre

    Kaynak: Milliyet Ege - 07.02.2010




      İlk Yorumu Siz Yapın

    Yorum Yap
    • Lütfen Yorumlarınız Haberin Konusuna Uygun Olsun.
    • Kişisel Sözlü Kelimeler Silinecektir.
    Adınız:
    E-Posta
    BBCode:Web AddressEmail AddressLoad Image from WebBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
    Yorum:

    Güvenlik Kodu:* Code
    Bu habere yapılan yorumları e-posta aracılığı ile bana bildir.

    Powered by Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

     
    < Önceki   Sonraki >