| ESNEMEYE DEĞİL DİSİPLİNE İHTİYAÇ VAR |
|
|
| Perşembe, 04 Mart 2010 | ||||||||
Ege TV’de 01.03.2010 tarihinde yayınlanan Haftalık adlı programda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Aziz Kocaoğlu, şehir planlama mesleğine ve bilimselliğine ilişkin talihsiz bir dizi ifade kullanmıştır. Takip eden günlerde basında da yer alan ifadelere yönelik olarak bir açıklama yapmak gereği oluşmuştur.
Büyükşehir Belediye Başkanımızın geçtiğimiz hafta sonu gündeme getirdiği, İzmir Valiliği’nin açtığı dava sayısının diğer illerle karşılaştırıldığında bir çifte standart yarattığını ifade ettiği konuşması doğru bir tespit ancak yanlış bir çözümleme içermektedir. Başkan sorunun plancılar nedeniyle ortaya çıktığını iddia etmektedir. TV programında Başkanın “Şehir plancıları bir sürü gerekçe sunar, çoğu bilimseldir ama planlama sübjektiftir, tarzlar vardır, kişinin görüşüne göre değişir. Şehir plancılarının bir duruşu var. Meslekten gelen bir şey bu. Her şeye karşı çıkıyorlar.” şeklindeki ifadeleri ve Valilik ile Şehir Plancıları Odası’nın açtığı davalarda plancıların planları çok detaylı incelediğine yönelik eleştirileri kabul edilebilir değildir. İzmir’de planların/plan değişikliklerinin denetim süreci sağlıklı ve hukuka uygun işlemektedir. Sürecin sağlıklı ve hukuka uygun işlediğinin göstergesi de yargı kararlarıdır. Yargı İzmir’de pek çok planın/plan değişikliğinin hukuka uygun hazırlanmadığına, planların kamu yararına, planlama biliminin ilkelerine ve şehircilik esaslarına aykırı olduğuna hükmetmiştir. Dolayısıyla, plan ve plan değişikliklerinin hazırlanma sürecinin sağlıklılaştırılması gerekmektedir. Planlama bilimsel bilgiye dayanmayı gerektiren çok boyutlu bir disiplindir. Plan hazırlama işinin bir dizi önkoşulu vardır. Bu önkoşulların başında gerekli tespit, analiz ve etütlerin yapılması gelmektedir. İzmir’de gerek yerel yönetim gerekse merkezi yönetim tarafından yürütülen planlama çalışmalarının önemli bir kısmının yargıya taşınma nedenlerinin başında, bu önkoşulların yerine getirilmemesi gelmektedir. İzmir kentinde Şehir Plancıları Odası’nın açtığı davalar hukuka uygun işlemektedir. Şehir Plancıları Odası planlar/plan değişiklikleri askıya çıktığında gerekli incelemeleri yapmakta, plan kararlarına ilişkin sorularını ve itirazlarını ilgili kurumlara iletmektedir. Buna karşın kurumlardan bu soru ve itirazlara yanıt verilmemekte, itirazlar değerlendirilmemekte ya da itirazların reddine karar verilmektedir. Tamamiyle bilimsel veriler, planlama ve şehircilik ilkeleri ve kamu yararının yanısıra ilgili mevzuat kapsamında konuyu değerlendiren Şehir Plancıları Odası, bu durumda plana/plan değişikliklerine dava açmak durumunda kalmaktadır. Dava metni büyük oranda ilgili kuruma zaten önceden iletilmiş olan itirazlar üzerine kuruludur. Sağlıklı, hukuka uygun ve çağdaş planlama süreçleri katılımcı bir yaklaşımla gerçekleştirilmelidir. Buna karşın planlama otoriteleri kamuoyunu bilgilendirmemekte, planlar kapalı kapılar ardında, üstelik yetersiz bilgi ve veri ile hazırlanmaktadır. Tam da bu noktada katılımcı planlama süreçleri çalıştırılmalı iken planlama otoriteleri tam tersini seçmektedir. Sayın Başkan İnciraltı Planlama Bölgesi için “Yasa ise yasa, kamu yararı ise kamu yararı. İyi bir hazırlıkla hem hükümet, hem cumhurbaşkanı, başbakan, chp, mhp, toplumsal mutabakatla bu iş hallolur, kamuoyu oluşturulsun. Yasal düzenleme özel kanun gerekiyorsa çıkarılsın. El birliği ile yapıp, turizm bakanlığının önünü açmak. Yoğunluk 0.80 değil 0.60 olsun gibi işin teferruatı çözülür. Orada ikbal m2 ile değil imarla olur. Fazla yoğun olmadan, nitelik ve yüklenen fonksiyon para kazanır. Dava yüzünden böyle oluyor. Jeolojik etüt bilmem ne diyecek. Bunların hepsi yapılsın ama sürüp gidiyor.” şeklindeki ifadeleriyle katılımcı bir planlama yaklaşımı değil, yargı ve planlama bilimi üzerinde baskı kurmayı çağrıştıran otoriter bir yaklaşım sunmaktadır. Bu söylemini de “Şehir Plancıları esneyecek, mimarlar esneyecek, herkes esneyecek” şeklinde taçlandırmaktadır. Planlama kentin geleceğini etkileyecek geri dönüşü mümkün olmayan kararlar almayı gerektirdiğinden çok detaylı hazırlanmalı, çok detaylı incelenmelidir. Depremsellik, tarım alanları, dere yatakları, sosyal ve teknik altyapı ihtiyacı, kamu yararı, kıyı kullanımı, zemin kabiliyeti, doğal denge, biyolojik çeşitlilik, yoksulluk sorunu, toplumsal eşitsizlik, nitelikli yapılı çevre, kamu kaynaklarının verimli kullanımı, kentin öncelikli sorunları İzmir kentinde özellikle incelenmesi gereken konular arasındadır. Gerek yerel gerekse merkezi yönetim eliyle hazırlanan planlarda bu önkoşulların sağlanmadığı durumlarda Şehir Plancıları Odası önceki dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de “esnemeyecektir”. 04.03.2010 TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Yönetim Kurulu
Powered by Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır |
||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






Ege TV’de 01.03.2010 tarihinde yayınlanan Haftalık adlı programda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Aziz Kocaoğlu, şehir planlama mesleğine ve bilimselliğine ilişkin talihsiz bir dizi ifade kullanmıştır. Takip eden günlerde basında da yer alan ifadelere yönelik olarak bir açıklama yapmak gereği oluşmuştur.
İlk Yorumu Siz Yapın



